NEVŞEHİR BELEDİYESİ’NİN EV SAHİPLİĞİNDEKİ ULUSLARARASI FORUM SONA ERDİ
KÖYDES TOPLANTISI, VALİ AKTAŞ’IN BAŞKANLIĞINDA YAPILDI
Hicret: kutlu bir yolculuk
Mezun öğrencilere yönelik destekleme kursları açılacak

Bitmeyen Kaygılar - Osman Aytekin

Yazdır
Paylaş
İnsan geçmişle bugün arasında gidip gelir. Yüzümüz bugüne ve yarına dönüktür. Çünkü yaşadığımız an bu andır, bugündür. Yarın ise gelecektir.
Bitmeyen Kaygılar
İnsan geçmişle bugün arasında gidip gelir. Yüzümüz bugüne ve yarına dönüktür. Çünkü yaşadığımız an bu andır, bugündür. Yarın ise gelecektir. Geleceğimizdir. Bugün hayata tutunmak için çabalarız. Mücadele ederiz. İnsanoğlu varoluşundan itibaren önce aşını sonra da başını düşünmüştür. Önce karın tokluğuna da olsa yaşam, sonra da iyi bir hayat… Yaşanabilir iyi bir hayatın sınırı yoktur. Bu hayat içinde geçmiş ve bugün vardır. Belki bugün kadar geçmişin de hayatımızda yeri ve etkisi vardır.
İnsandaki yaşama arzusu daima diri tutulmaya çalışılır. Fakat hayatta sevinçler, acılar, umutlar, hayal kırıklıkları kısır bir öykü gibi karşımıza çıkar. Diğer yandan da bu döngüde iyi bir yaşam düşüncesinde gelişme, ilerleme insanın ahlak ve moral değerleri normlarıyla hayata bakılır. İnsan hayatı boyunca değişen ve değişmeyen yanları itibariyle de böyle bir hayata bakışında çelişkiler yaşanır.
Yarına, geleceğe bugünden bakarken geçmişin de etkisiyle tereddütler yaşanır.
İşte tam da burada karşımıza kaygılar çıkar.
Kaygılar bakış açılarıyla değiştirilebilir mi?
Kaygılardan böyle bir hal içinde kurtulunabilir mi?
Kaygılardan kurtulabilmek için turum içinde olmak gerekir. Fakat ne kadar bir tutum içinde bulunulsa da rahatsızlık verici durumlar, bir şeylerin kontrol altına alınamaması, dahası tedirgin edici hallerin gündeme sürekli getirilmesi kaygıları tetikler. Diri tutar. Bu durumda kaygıyla bakanlar için terapi bir yana taravmatik bir durumu ortaya çıkarır. Fakat kaygılar birileri için hiç sorun olmazken başka birileri için de büyük problem olabilir. Yani kaygılar ortak müştereklerde bulunamama hali olarak da karşımıza çıkabilir. Birini rahat bakması, rahat yaşaması bir diğerinin rahatsız olması, zorlukları yaşaması kaygısı demek olabilir.
İnsan doğrudan mutluluğu düşünmese de dolaylı olarak bunu arar veya yaptığı güzel, iyi, olumlu davranışlarla mutluluğu yaşar. Ancak kaygılar mutluluğun önüne önemli bir set çekebilir. Geçici de olsa mutluluğu engelleyebilir. Şurası da gözden uzak tutulmamalıdır; mutluluğu kendisine şiar edinme, bunu yüceltme ideasında da kaygılar önemli engel olarak çıkar.
İdeolojik fikir çatışmaları, kapitalist ve çıkarcı oluşum ve gelişmeler, çevrenin düzenli değişime uğraması ve yaşanılanlar da geçmişe olan özlemlerin artması kaygıları çoğaltmaktadır.
İnsanların yaşam biçimlerinde, siyasi hayatlarında, sanat, edebiyat ve popüler kültürün egemen olmasında hayatın bir parçası olması nedeniyle kaygıların artışında önemli bir yer tutar.
Hayatta sürgünler, cezalar, işgaller, sosyal adaletsizlikler ve dünya üzerindeki gelişen bütün olumsuz olaylar; savaşlar, sömürüler, işkenceler, tehcirler kaygıların bir karabasan gibi insan üzerine çökmesine sebep olur. Kaygının veya kaygıların sürmesinde geçmişte yapılan bazı vahim hataların yıllar sonra topluma zarar vermesi de tetikler. Geçmiş ölü değildir. Daima yanı başımızda durur. Bizi rahatsız eder, tehdit eder adeta. Geçmişte yapılan insanlık ihlalleri, baskılar, fikrinden dolayı suçlamalar gibi durumlar yıllar geçse de hak aramalarda toplumun ve iktidarların karşısına çıkar. Bu gibi durumların çözümü de kolay değildir ve kaygıların silinmesini engeller.
İşsizlik, eğitim, sağlık, din ve vicdan hürriyet, düşünce ve ifade özgürlüğü insanların genel meseleleridir. Bu meseleler de kolaylıkla çözüme kavuşmaz. Bu meselelerden bazıları çözüme kavuşsa da mesela din ve vicdan hürriyet, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi sebeplerden dolayı kaygılar sona ermez. İnsanların hayata bakışlarında farklılıklar nedeniyle bir kesim din ve vicdan hürriyetini savunurken bir kesimde buna karşı çıkmaktadır. Çözüme kavuşan bazı durumlar bir kesimde kaygıları sona erdirirken diğer kesimde de kaygı verici olarak görülmektedir. Siyasi ve ideolojik olarak hayata bakanların vatan aşkı da kendilerine göre farklı farklıdır. Kimisi sadece vatan aşkıyla yanıp tutuşur kimisi de ulvi bir vatan aşkını kendinde görür ve görmektedir. Bu hal içi doldurulamayan kavramlara benzer.
 Milli ve manevi değerlerli savunanlar karşılarında Batının değer yargılarıyla hareket edenleri bulurlar. Bu hal birkaç yüzyıldır doğuyu bulmak için batıya gitmek gibidir. Doğulu olup bir arada bir derede hem doğulu hem de batılı olarak bir yaşam tarzı sürebilmek. Böyle bir hayat tarzı insanda bölünmüşlüklere sebep olur. Kaygıların saiklerinden de biridir bu hal.
Kaygılar; toplumsal uzlaşının sağlanamadığı, (sağlanmasının da zorluğu ortadadır) insan yaşamında ilerleme kaydedilse de daima geleceğin tehdit ve tehlikeler altında olmasının bir göstergesidir. Bunda en önemli sebep de umutsuzluk ve karamsarlılardır.
Ümit kesilmeyen Allah’tan ve din öğretilerinden kopmayanlar iyi bir hayatı kendilerine şiar edinenler doğru ve iyi yolda oldukları sürece kaygılardan uzak kalırlar. Mutlu bir hayat sürerler.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Osman Aytekin Yazıları
Firma Rehberi Seri İlanlar
© Copyright . Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.