TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN YIL DÖNÜMÜNDE YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI
Türkiye, 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yıl dönümünde, binlerce can kaybı ve on binlerce binanın yıkımıyla sarsılan bir ülke olarak, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın “Riskler Biliniyor, Önlem Alınmıyor” başlıklı basın açıklamasını yayımladı. Açıklamada, depremlerin etkileri hâlâ tam anlamıyla giderilemediği, yapı stokunun büyük bir kısmının yüksek risk altında olduğu ve gerekli önlemlerin hâlâ alınmadığı vurgulandı. TMMOB, bu tarihî dönemi yalnızca bir anma günü olarak görmekten vazgeçip, ihmal ve yanlış tercihlerin sonuçlarını hatırlatarak acil politika değişiklikleri talep ediyor.
Odada yapılan açıklamaya göre, depremler “beklenmedik” bir doğa olayı değil; zaman, yer ve şiddet tahmin edilemese de etkileri büyük ölçüde azaltılabilir. Yıkımın büyüklüğünün, depremin ölçüsünden çok, yapı kalitesi, denetim eksikliği ve risk azaltma politikalarının yetersizliğine bağlı olduğu belirtiliyor. Aynı büyüklükteki depremlerin diğer ülkelerde daha az can ve mal kaybına yol açması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zafiyetlerde olduğunu ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 6,1 ve 6 büyüklüğündeki iki deprem, 729 binada 1 036 bağımsız bölümün ağır hasarlı ya da yıkık olduğunu gösterdi. Aynı yıl 23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, Marmara Bölgesi’nde iletişim ağının çökmesi ve toplanma alanlarının yetersizliği gibi eksiklikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Bu örnekler, orta büyüklükteki depremlerin bile ciddi yıkıma neden olabileceğini ve mevcut risk yönetiminin yetersizliğini kanıtlıyor.
Mevcut yapı stokunun büyük bir kısmının 2000 öncesi inşa edildiği ve 6 imarı affı yasasıyla mevzuata aykırı eklemelerle kaçak yapıların yasallaştırıldığı belirtiliyor. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu’nun 2023 raporu, ülke genelinde 6‑7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise yalnızca İstanbul’da 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade ediyor. Ancak hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulamadığı, riskli binaların sayısının net olarak ortaya konulmadığı vurgulanıyor.
Kentsel dönüşüm politikalarının, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmesi, risk azaltma odaklı bir yaklaşımın eksikliği olarak eleştiriliyor. Uzmanlar, dönüşümün sadece eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değil, zemin özellikleri, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanları gibi çoklu faktörlerin bütüncül bir planlama ile ele alınması gerektiğini belirtiyor. Bugüne kadar uygulanan dönüşüm projelerinin, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı bölgelerde ya hiç başlamadığı ya da sürdürülebilir bir şekilde ilerlemediği ifade ediliyor.
Afet hazırlık konusunun, deprem sonrası bir “acil durum” başlığına indirgenmesi eleştiriliyor. Okullar, hastaneler ve kamu binalarının ne ölçüde güvenli olduğu, hangi altyapıların güçlendirildiği ya da yenilendiği konusunda şeffaf bir veri paylaşımının eksikliği, risk azaltma seviyesinin belirsizliğine yol açıyor. Silivri depreminden sonra toplanma alanlarının yetersizliği ve bazı alanların imar değişikliğiyle yapılaşmaya açılması, afet anında insanların nereye gideceği konusunda büyük belirsizlik yaratıyor. Toplanma alanlarının sadece boş bir arazi değil, temel hizmet altyapısına sahip geniş alanlar olması gerektiği de vurgulanıyor.
Yeniden inşa sürecinde, 319 binin bir yıl içinde, toplam 650 bin yeni konutun teslim edilmesi hedeflenmişti; ancak üçüncü yılın sonunda sadece 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiği ve hedefin ilan edildiği belirtiliyor. Bu durum, geçici barınma alanlarında yaşayan vatandaşların hâlâ barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, “Afetler kader değildir; bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikalar acı sonuçlar doğurur” diyerek, acil olarak ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulması, kentsel dönüşümün risk temelli bir kamu politikası haline getirilmesi, tüm yapı üretim aşamalarında mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru şekilde verilmesi için yasal düzenlemeler yapılması ve sıkı denetimlerin uygulanması gerektiğini vurguluyor.
Üç yıl sonra hâlâ devam eden sorunların ışığında, TMMOB’un çağrısı, 6 Şubat’ta kaybedilen canların anısına sorumluluğun bugünden harekete geçmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bilimsel uyarıların göz ardı edilmesi, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaya devam ediyor; bu da yapı güvenliği, risk yönetimi ve toplumsal dayanıklılık konularında kapsamlı ve kararlı adımların atılmasını zorunlu kılıyor.




Kapadokya’da turizm amaçlı sportif faaliyetler masaya yatırıldı
Nevşehir’de uyuşturucu operasyonunda 4 şüpheli tutuklandı
Kapadokya’da balonlar 3 gündür gökyüzüne yükselemiyor
Kazada hayatını kaybeden İlknur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
Polise direnince gözaltına alındı
Kontrolden çıkan otomobil karşı şeride geçti, tır şoförünün dikkati faciayı önledi
Damla Gönüllülük Hareketi heyetinden Başkan Arı’ya ziyaret